17 Şubat 2014 Pazartesi

Yayın Yok

Google’a gönderilen yasal bir istek üzerine bu yayını kaldırdık. Dilerseniz LumenDatabase.org adresine giderek istek hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

16 Şubat 2014 Pazar

TÜRK ORDUSU KİMİN ORDUSU?



Bir dahili bedbaht;

“PKK Türk Ordusunu Küllüm Ediyor ve Hallaç Pamuğu Gibi Atıyor” 

diyor !!!



Yazar Kılıklı Taraf’tar, Sözüm sana, bu kadar gürbüz lafları nereden buluyorsun? Genetik şaşılığınız malumdu zaten. Bu günlerde başka saklı kalıtık rahatsızlıkların da çıkmış.. Allah şifalar versin. Bu rahatsızlıklarına rağmen bile mazur görülemeyecek derin hakaretler savurmaktasın. Hangi ordudan bahsettiğinin bilincindesindir umarım. Yoksa bu kelimeler cesaret kelimeleri değil! Olması da mümkün değil. Sevr’de bile, Mondros’ta bile bu kadarına rastlanmadı! Türklere, Kürtlere tam gaz verildiği şu günler de senden de orduya gaz! TSK da bu gazı bekliyordu zaten. Nerenden çıkacağı malum olmasına rağmen.

Çok yücelttiğin PKK’ndan başka benim diyebileceğin bir ordun yok mu yoksa? Yahut var da; karı kız, çoluk çocuk dahil 5000’i bulamadınız mı henüz? Bak amigo, senin babanın senin bu benzer işlerini yaptığı yıllarda sağdan birisi öldürülünce onlarca sol örgüt toptan sahiplenirdi cinayeti. Şizofrenik bir gururla biz yaptık derlerdi sözleşmiş medyacılara. Faşizmden kurtarırlardı Türkiye’yi. Yıllar geçti ve değişen bir şey yok hala. Bunları en iyi bilenlerden biri sen (ailen) olmana rağmen neyin peşindesin? Yoksa, malum cinayet timlerini mi perdeliyorsun PKK ardına?

Sonuçta ne mi olacak? Kıbrıs’ta katledilen yurttaşlarını kurtarmak isteyen Türk Ordusunun paraşütü bile yoktu o dönemde. İthaldi…. Daha bir çok önemli askeri malzemeleri de başka ülkelerden geliyordu. Bugün hepsi var! Daha önemlisi ihraç ediyor! Dünyanın en önemli ordularını giydiriyor! Bir zamanlar yalnızca ithaline değil, kullanılmasına bile izin alınmak zorunda kaldığımız askeri araç, donanım ve teçhizatlarımızı bugün kendimiz yapıyoruz. Tehdit ve dayatmaları da çok sallamıyoruz artık. Üstelik devam eden öldürülmeler (intiharlar)(!) pahasına! 

Bak sana bir teklif. Gel PKK’yı sen yok et! Sokak tabiriyle, kafana göre takıl işte. Ne istiyorsan verelim. Söz! Memlekette özelleştirilmedik bir şey kalmadı zaten sayelerinizde. PKK imhasını da özelleştirip sana ihale edelim. Kaç günde bitirirsin? Ayda? Yılda? Yoksa taşeronluk kesmez mi? O zaman gel Genel Kurmaya Sivil Başkan yapalım seni. Nedir bakalım A,B,C planların? Bu hükümetle mi yola çıkacaksın yine? Yoksa bir B Hükümeti yedeğin var mı zulada? Yoksa bu hükümetle asla olmaz mı diyeceksin? Ne diyeceksin? Ne isteyeceksin? Söyleyemediğin başka gizli dertlerin de olabilir mi?

Bu günlerde herkes bir şey geveliyor. Bari sen ne diyeceksen de. Açıkça de! Artık gizlisi saklısı kalmadı hiçbir şeyin. Avaz avaz söyle. Öyle bağır ki sağır sultan bile duysun. Üstelik ne biçim amigosun sen, bak nakaratını tekrar eden kimse yok! Daha vahimi, tribünlerin de boş üçü beşi saymazsan! Baban bile senden daha fazla doldurabiliyordu. Acaba slogan mı değiştirsen? 

Türk Ordusu sen ve senin gibileri de korur kollar. Bir başka değişle, senin ordun Türk Ordusu olmayabilir ama, Türk Ordusu senin de ordundur. Anlayamadın değil mi? Rahat rahat yiyip için, rahat rahat çıkarın diye. Barış, güven ve huzurlar içinde. Üstelik en radikal azınlıkçılarınıza bile eşit mesafede durur, öz Mehmetçiklerinden ayırt etmez diğerlerini. Adalet adına, doğruluk adına, insanlık adına. Tabii tüm bunlar henüz insan formatından çıkmamışlar için. Çıkanları ise arar bulur, dağın tepesinde veya ovada kendi ininde! Affetmez! Sizin gibilere ve arkanızdakilere rağmen! Vız gelir tırıs gidersiniz topunuz.. 

TSK 800.000 kişi diye yazmışsın! Uzun zamandır bu kadar gülmemiştim. Unutma ki TSK demek Türk Ordusu demektir. Ordu demek ise Türklerde; Millet demektir. En son, Kurtuluş Savaşında Türkler 20.000 asker çıkaramaz diyen Sevrciler, Mondrosçular şimdilerde bile hala sayıyorlar…. Türkler kaç kişiydi diye! 

Ya sayanlardan olacaksın, ya da saydıranlardan! 
Hallaç’a pamuk olup atılmadan küllüm, küllüm.

Ali Aslan DUMANOL
Temmuz 2010/Ankara

Hiç yorum yok:

KASAPYAN’IN KÖŞKÜ



Bir memleket düşünün, sizi yazı ve fikirleriyle aydınlatması gereken aydınlarınız sizin üzerinizde sürekli ve kalın bir karartma yapacak …

Bir memleket düşünün, sizi yazı ve fikirleriyle uyandırması gereken aydınlarınız sizin üzerinize sürekli narkoz salacak..

Bir memleket düşünün, sizi yazı ve fikirleriyle güçlendirmesi gereken aydınlarınız sizi bölük börçük etmeye çalışacak

Hangi birine ne yazacağını şaşırıyor insan….

Bir güç, alayını toplayıverse de önüme, toptan kullansam kelimeleri ve tümceleri….

Bir tanesini bile boşa harcamadan, tek tek ve tam isabetle bütün hedeflere…

Bir görsem ölmeden önce, iskambilden kaleler gibi devrildiklerini birer birer…

İşte en az bu kadar şiştim inanın…..

13 Ağustos 2010 Tarihli Sabah Gazetesinde yayınlanan “Kasapyan Köşküne kim çıkacak” başlıklı makalesindeki açık edepsizlik üzerine Ardıç(yan)(!) efendinin fotoğrafına bir kez daha baktım dikkatlice…

1910’lu yılların Ankara'sından kalma gizli hüzün izdüşümleri bulma ümidi vardı eskici efendisinin suratında… 

Önümdeki ablak ve bön surata bakarken sessiz bir ‘evreka’ çektim içimden... Çünkü hakikat birden serilivermişti gözlerimin önünde. 

Uzman olmaya gerek yoktu hakikate uzanan yolda koca burun deliklerini görebilmek için. Hatta bakan herkes hemen fark edebilirdi bu burunsal doğa ayrıcalığını….

Bu tür deliği geniş haşmetli burunlar çoğunlukla sıcak iklimlerde hava (oksijen) bol girsin diye uyumlanmıştır doğaya.... Hami, Sami ve Afrika ırklarında bu tür burunlar ve delikleri hep kocamandır…

Kasapyanın derdine düşmüş bu zat'ın Arap ve Afrikalı olmadığı kesin. 

Çünkü Afrikani veya Arabi bir familyanın günümüz Türk(!) medyasında yükselmesini bir tarafa bırakın, bir satır bile yazmaları mucizedir.

Sonuçta; “yazdıklarının” ve “burnunun” bir karma sonucunu alırsak, ortaya ‘Pakrudiyanlık’ veya daha yaygın adı ile “Pakrudilik” denen bir “gizli tür” daha çıkıyor…


Yani; 
Gizli Ermeni Yahudiliği... !

En büyük zararı da Ermenilere vermişler.. 

Önce nifak sokmuşlar derinlerden. 

Sonra bir iki provokasyonla yüzlerce yıllık Ermeni Türk beraberliğine kan bulaştırmışlar. 

Neden mi? 

Elbetteki meydanın yalnızca kendilerine kalması için.

Bu günler de PKK olaylarını irdelerken, bu film’i seyretmiştim galiba önceleri demekten kendimi alamıyorum. 

Senaryolar aynı, rejisörler aynı, görüntü yönetmenleri aynı, sermaye aynı, sahne aynı, dekor ve kostümler aynı, montaj aynı, kameraman aynı, aynı, aynı, aynı….

Türkiye’de sanıldığından çok daha fazla olabilirler. 

Hatta Hallaçoğlu’nun savları bile çok yetersiz kalabilir.

Yerel gizlilerimiz şimdilerde kuluçkalarından yeni mahlukatlarını çıkarmaya başladılar. 

Kirli çıkılarını açıyorlar bir bir... 

Bazıları ise bahar geldi sanıp kış uykularından uyanış mahmurluğu içinde topluca homurdanıyorlar inlerinden…

Ne dedikleri anlaşılıyor, ne de yazdıkları… İşin tuhafı henüz kendileri de bilmiyorlar… Ağız dili yerine kan dilini kullanmaya alışık DNA’larının, dil üzerinden gazete sayfalarına aktarabilecek bir becerileri gelişmemiş henüz…

Aman ha homur kardeşler, dırs biraz, yalancı bahar çok tehlikelidir bilirsiniz…. Bir devrimin bir zamanında da, Rusya üzerinden geldiği sanılmıştı bu yalancı baharın…

Ama çok üzülmenize de gerek yok doğrusu, çıkardığınız gürültüler bir iki tavuğu gıdaklatmaya yetiyor….

Eveet, Böylece, Erivan'ın ve ahlaksız iddialarının arkasındaki yaltakçıların görünmez bahçelerinden birine daha ışık düşüyor......


Ve Ardıçyan efendiye bir son söz: 

Bu memlekette hiçbir evin penceresinden Kürt piyanosu atılmayacak dışarıya tamamı? 

Ve başka piyanolarda…

Elbetteki TÜRK PİYANOLARI DA….

Hevesin için de patlayacak homur efendi…..


Ali Aslan DUMANOL



  

Hiç yorum yok:

ABD-ULLAH ÖÇ-ALAN kod adlı Artin Agopyan'ın 2. eşi bir TSK Albayının kızıdır !!!!




ABDULLAH ÖCALAN'IN HİÇ BİLİNMEYEN GİZLİ EŞİ KİM ?


Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, geçtiğimiz hafta yaptığı bir konuşmada "Öğrenci yurdundayken namaz kılan üç arkadaş" diye bir hikaye anlatmış ve bu üç arkadaşın PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan, Merkez Bankası eski Başkanı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Durmuş Yılmaz ile iş adamı Yakup İnce olduğunu belirtmişti.


Bunun üzerine açıklamalarda bulunan Yakup İnce de Öcalan'la ilgili hiç bilinmeyen bir bilgiyi paylaşarak Öcalan'ın ikinci bir eşi ve bu evliliğinden de bir oğlu olduğunu söylemişti.

Bu açıklama üzerine gözler Öcalan'ın ikinci eşinin kim olduğuna çevrildi.

Türkiye gazetesinden Melik Duvaklı'nın özel haberine göre, DHP'nin kurucusu Meral Kıdır Öcalan'ın ikinci eşi...


ESKİŞEHİRLİ BİR SUBAY KIZI

Mütedeyyin kesime mal edilen Prof. Dr. Bahriye Üçok suikastında ilginç bağlantılar çıkmaya devam ediyor.  

Bombalı paketi Üçok'a teslim eden kargo görevlisi Gülay Calap, PKK'nın paravan örgütlerinden Devrimci Halk Partisi (DHP) üyesi çıkmıştı. 

DHP'nin kurucu lideri ise oldukça ilginç bir isim.

Adı Meral Kıdır.

Eskişehirli bir albay kızı olan Kıdır, PKK'nın ilk kadrolarından.

1990'da Suriye'den Türkiye'ye gelerek Devrimci Halk Partisi'ni kuran Kıdır, Ergenekon dava dosyasında yer alan belgelere göre emekli Tuğgeneral Veli Küçük'le sık sık görüşüyordu.

Eskişehirli bir albay kızı olan Meral Kıdır Kürt değil.!!!

978 yılında PKK'ya katılan Kıdır, 1982'de yapılan PKK 2. Kongresi'nde Kesire Öcalan ile birlikte yer alan iki kadından biri.

Suriye'de kalırken Öcalan'a en yakın isimlerden biri olan Kıdır, Öcalan'ın Kesire'den sonraki ikinci eşi aynı zamanda.





CEZAEVİNDE KADIN PKK'LILARIN SORUMLUSU OLDU

Kıdır, 1990 yılında Türkiye'ye dönerek sol hareketler içinde bulunan isimleri PKK'ya çekmek amacıyla Devrimci Halk Partisi'ni kurdu.

1994'te DHP'ye yönelik kapsamlı operasyonda ilginç bir bağlantı ortaya çıktı.

Yakalananlar arasında bulunan DHP İzmir sorumlusunun 1990 yılında Bahriye Üçok'a bombalı paketi teslim eden Ekspres Kargo çalışanı Gülay Calap olduğu belirlendi.

Meral Kıdır da bu operasyonda yakalanarak cezaevine konuldu.

Ancak Kıdır, cezaevindeyken de örgütsel faaliyetlere devam etti.

Cezaevinde kadın PKK'lıların sorumlusu oldu...


PKK İLE SOL ÖRGÜTLER ARASINDA BAĞLANTI SAĞLIYORDU

Meral Kıdır aynı zamanda PKK ile diğer sol örgütler arasında da bağlantı sağlıyordu.

TKPML, TKP(ML) DABK, TİKKO, DHKP-C ile irtibat halindeydi.

O dönemde PKK bu örgütlerle ortak pek çok eyleme imza attı.

Ergenekon iddianamesinde yer alan belgelere göre bir subay kızı olan Meral Kıdır'ın bazı askeri şahıslarla da bağlantısı bulunuyordu.


VELİ KÜÇÜK İLE SIK SIK GÖRÜŞÜYORDU

Ergenekon sanıklarından Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün Meral Kıdır ile sık sık görüştüğü iddiaları yer alıyor.

İşte Ergenekon iddianamesinde yer alan o ifadeler:

" Veli Küçük'ün Giresun'da görev yaptığı dönemde DHP'nin Dursun Karataş'la arasının iyi olduğunu, Öcalan'la da arasının iyi olduğunu, bunun başında da Meral Kıdır isimli bir bayanın olduğunu ve bu bayanın cezaevinde olduğunu, Veli Küçük'ün bu bayana mektup göndererek; Meral, Dursun'a söyle benim bölgemde PKK ile ittifakı bozsunlar? dediğini, daha sonradan Meral Kıdır'ın Dursun'a mektup göndererek 'Dursun, ben Veli Küçük'ün bölgesinde eylem yapmam. Siz bu hatayı Bedri Yağan'la birlikte yapmıştınız. Ben bu hatayı yaparak örgütümü helak etmem' dediğini anlattığını, Meral Kıdır'la sık sık görüştüğünü..."


ÖCALAN'IN ÇOCUĞU KIDIR'DAN MI?

Öcalan'ın lise yıllarından arkadaşı Yakup İnce, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalarda,

"Duyduğumuza göre bu işi MİT takip etmiş. Peşine bir binbaşıyı takmışlar, O'nun kızı ile evlendirmişler. Ondan bir çocukları olmuş. Şu anda o delikanlı için 21 yaşında diyorlar. Ama boşanmış. Bugün eşi ve çocuğu ile alakası yok"
ifadelerini kullanmıştı.

Bu iddialar doğruysa ihtimallerden biri de Meral Kıdır.

1978 yılında PKK'ya katılan Kıdır, Öcalan'ın Kesire Yıldırım'dan sonraki ikinci eşi.

Kesire Yıldırım'ın babası Ali Yıldırım MİT mensubuydu.

Meral Kıdır da bir asker çocuğu. 

Eskişehirli olan Kıdır'ın babasının albay olduğu biliniyor.



Hiç yorum yok:

İstihbarat Cenneti Türkiye

Bir soruyla başlayalım....

Neden Türkiye ?

Hemen aklıma gelen birkaç neden sıralayım;

İki kıtayı birleştiren Boğazlar Türkiye’de,

Avrupa’nın doğal gaz geçiş kapısı Türkiye’de,

Avrupa’nın petrol geçiş kapısı Türkiye’de,

Kutsal ve vaat edilmiş topraklar Türkiye’de,

Arap yarımadasının tepesi ve şahin noktası Türkiye’de,

Asya, Arabistan, Kafkasya ve Avrupa arasındaki kaçakçılık yolu Türkiye’de,

Hristiyan Batı ile Müslüman yakın doğu arasındaki burçlar Türkiye’de,

Dünyadaki en büyük açık hava müzesi (vatan toprağının her noktası) Türkiye’de,

Avrupa’ya açılan ipek yolları Avrupa’nın doğal gaz geçiş kapısı Türkiye’de,

Suni kültür kavgaları ve sosyal tohumlama petri-kapları merkezi Türkiye’de,

İlk, uzak, orta ve yakın tarihin tüm izleri Türkiye’de,

Dünyadaki en güzel şehir, şehirler Türkiye’de,

Bütün medeniyetlerin başlangıcı olan ilk yerleşim bölgeleri Türkiye’de,

Tek tanrılı dinlerin Piri Hz. İbrahim’in memleketi Türkiye’de,

İlk cennet bahçesi (Ad’n cennetleri) “Adana” Türkiye’de,

Akdeniz’in en büyük savaş gemisi Kıbrıs’ın anahtarı Türkiye’de,

En güzel, temiz sahiller Türkiye’de,

Dağlarından yağ, ovalarından bal akan verimli topraklar Türkiye’de,

Zengin ve stratejik yer altı kaynakları Türkiye’de,

Dünyanın en önemli hava koridorları Türkiye’de,

Sınırlarda yaşanan her türlü problemler Türkiye’de,

En azgın terör örgütleri Türkiye’de,

İlk akıl ve ruh sağlısı tedavi merkezi Türkiye’de,

Dünyadaki en çok mağara (daha binlercesi keşfedilmeyi bekliyor) Türkiye’de,

Ortadoğu’nun, Balkanlar’ın ve Kafkasların yeniden şekillendirme anahtarları Türkiye’de,

Dünyanın en zengin bitki florası Türkiye’de,

Nuh’un gemisi Türkiye’de,

Rozcruva örgütünün yılarca yaşadığı ve yapılandığı önemli merkezler Türkiye’de,

Templiyer örgütünün yılarca konakladığı önemli merkezler Türkiye’de,

Sarmoung kardeşlik örgütünün merkezi Türkiye’de,

Dünyadaki en önemli dağlar Türkiye’de,

Aziz Pavlus, Türkiye’de,

Noel Baba, Türkiye’de,

En güçlü devlet Türkiye’deMeryem Ana Türkiye’de,

Çok önemli Ley Hatları ve Golden Cross’lar Türkiye’de,

Dünyamız en dik ve bol düşen Alfa dalgaları Türkiye’de,

İlk höyükler Türkiye’de,UFO’ların pek çok ve önemli fenomenleri Türkiye’de,

En bol re-enkarnasyon Türkiye’de,

Tarihin ilk medeniyeti (700.00 yıl) MU’nun kolonisi, dili, kültürü ve ahvadları Türkiye’de,

Gerçek yardımseverlik Türkiye’de,

Dünyanın ilk yanaşık düzen ordusuna sahip millet Türkiye’de,

En eski genetik kod’lar Türkiye’de,

Mevlevilik Türkiye’de,

Masonluğun ilk ritüelleri ve Çırak, Kalfa, Usta uygulaması (Ahi Kardeşliği) Türkiye’de,

Bektaşilik Türkiye’de,

4 Deniz; Akdeniz, Ege Denizi, Marmara Denizi, Karadeniz Türkiye’de,

3 Kıta’ya komşuluk (Avrupa, Asya, Afrika) Türkiye’de,

En leziz tatlılar Türkiye’de,

Dünyanın ilk askeri bandosu Mehteran Türkiye’de,

Ergenekon nesli Türkiye’deİlk uçan insan (Hazerfan) Türkiye’de,

Robotu ilk kez yapan insanlar Türkiye’de,

Aşıyı ilk bulanlar Türkiye’de,

İlk hamamlar Türkiye’de,Piramitlerin mucit ırkı Türkiye’de,

Horasan erenleri ve torunları Türkiye’de,Halıyı il dokuyanlar Türkiye’de,

Kilimi ilk dokuyanlar Türkiye’de,

Yoğurdu ve peyniri ilk yapanlar Türkiye’de,

İlk yazılı barış anlaşması Türkiye’de,

İpini kıran 3. sınıf ecnebi muhbirler Türkiye’de,

Lamuryan nesli Türkiye’de,

Tibet yazmalarının sırları Türkiye’de,

Dünyanın en iyi savaşçıları Türkiye’deKişi başına düşen en çok kahraman Türkiye’de,

En lezzetli yemekler Türkiye’de,

Gerçek dostluklar Türkiye’de,

En derin devlet Türkiye’de,

………………….,

Vee daha niceleri….
Yaz yaz bitmez. 
Say say bitmez. 
Yüzlerce de siz ekleyebilirsiniz. 

Efendim gelelim ana konuya, Türkiye’miz neden tarihler boyunca tüm kem gözlerin ve ajanların cennet mekanı olmuştur sorusuna…. 

Bu kadar çok zenginlik ve renklilik içinde Türkiye’de görevlendirilmiş bir ajan kafayı sıyırmadan ve kayıplara karışmadan görev süresini tamamlayabilirse ya konsolos olur, ya da büyük elçi bu memlekete.. 

Olmadı kendi ülkesinde masa şefi olur en azından. Daire başkanlığı garanti. Hatta zaman içinde Başkan bile olur kendi kurumuna…. 

Örneklerini vermeme gerek yok. Genel kültür hafızanızla bile hemen 3-5 tane hatırlayıverirsiniz.

O halde ne yapmak lazım diyeceksiniz.

Valla yapılacak en iyi şey hiçbir şey yapmamak! 

Atandıkları görevleri birbiriyle çakışan o kadar çok ajanımsılar var ki, birbirleriyle kapışmaktan iş yapamaz durumdalar… 

Daha olmadı iş ciddiye binerse birbirlerini de telef ediyorlar…. 

Bundan daha zevkli ve keyifli bir film olabilirimi? 

Arkanıza yaslanın ve bu derin mutluluğu tadın

Güçlü devletinizin, kadim milletinizin basiretine ve bekasına güvenin. Dünya döndükçe Türkiye ve Türk’ler var olacaktır.

Topu bir araya gelse hafif kalırlar….


Kalıyorlar da…

Saygılarımla,
Temmuz/2008 Ankara

Türkler kazanacak !
Biz kazanacağız !

Hiç yorum yok: